"Babasının nasırlı elinin yumuşacık tenli pazusuna yapışması, kaçışı olmayan bir kavrayışla onu olduğu yere tutup öteki, daha güçlü eliyle üst üste darbeler indirmesi hissini hep içinde taşımış. Tepeden inen, ani ve keskin bir tokadın şokunu; bacaklarının arkasına inen ahşap bir aletin derisini yüzer gibi yakışını. Bir yetişkinin elindeki kemikler öyle sert; bir çocuğun körpecik ve yumuşak, tam gelişmemiş taptaze kemiklerini büküp incitmek öyle kolaymış ki. Dayak yediği upuzun dakikalardaki o sulu, ıslak öfke hissi, bir şey yapamamanın utancı."
Sayfa 26