"Yanında yürüyen adam pansiyon sahibinin damadı. Evden çıktıklarından beri habire konuşuyor. Hamnet'ın babası adamın sözlerine ara ara kulak veriyor; kayınpederine duyduğu hınç, eksik gelen drahoma, tutulmayan bir söz. Hamnet'ın babası adamı dinlemek yerine güneşin binalar arasındaki dar aralıklardan birer merdiven gibi düşerek yağmur perdahlı sokağı nasıl aydınlattığını, nehir kenarında onu bekleyen pankekleri, tepede asılı çamaşırların çırpınarak yaydığı sabun kokusunu, bir an için karısını, Agnes'ın saçlarını tepesine tuttururken birleşip ayrılan kürek kemiklerini, botunun ucundaki dikiş söküldüğü için belki de pankekini yer yemez, pansiyon sahibinin damadından ve kafa ütülemesinden kurtulur kurtulmaz tamirciye gitmesi gerektiğini düşünüyor."
Sayfa 22